Hedefler sapmadı yatırımlar hızlandı

Limak Grubu, deprem bölgesinin en büyük yatırımcılarından. Çimento fabrikaları, inşaat projeleri, barajları ve enerji yatırımlarıyla 4 bin kişiye istihdam sağlıyor. Bölge ihracatının belkemiği konumunda olan ve deprem sonrasında çıkan yangınla kullanılamaz hale gelen İskenderun Limanı’nın da 2046 yılına kadar işleticisi konumunda. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, deprem sabahı büyük bir şaşkınlık ve korkuyla uyandığını, o günden bu yana bu gerçeği kabullenmekte zorlandığını anlatıyor. İş dünyasının bu dönemde bölgeye sağlayacağı en önemli katkının istihdam yaratmak olduğunu vurgulayan Özdemir, “İnsanların bölgede kalması için bize düşen ekonomik rol ne olacaksa biz bunu yapmak istiyoruz. Limak olarak bölgedeki yatırımlarımızı hızlandırdık. Şu anda burada yapılan her yatırımın bölge için de sembolik bir anlamı olacak’’ diyor. Özdemir ayrıca İskenderun Limanı’nın bir hafta içinde tekrar faaliyete başlayacağını da söylüyor.

İskenderun Limanı’nda yangının söndürülmesi günler sürdü değil mi, şu anda durum nedir?

Deprem sabahı hiçbir şey yoktu. Sonra konteynerler dört sıra devrilince ve depremler de devam ettikçe orada yangın çıktı. Yangın tam ortada olduğu için hem karadan hem denizden müdahale ettik ama petrol bazlı yangınların söndürülmesi zaman alıyor. Üç-dört gün boyunca yanmaya devam etti. Rusya’dan yangın söndürme uçağı geldi, pek çok kurum uçak ve helikopter yolladı. Çok uğraştığımız bir yangın oldu. En son çevresini temizleye temizleye yangını ortada küçülttük ve sonra söndü. Şu anda limanın onarım sürecindeyiz.

 

İSKENDERUN LİMANI BİR HAFTA İÇİNDE AÇILACAK

Liman bölgenin ticareti açısından çok büyük önem taşıyor. İhracatçılar dört gözle limanın tekrar faaliyete geçmesini bekliyorlar. Yakında faaliyet başlar mı?

Evet, İskenderun kapanınca insanlar bir anda Mersin’e yöneldiler. Orada çok büyük sıkışıklıklar yaşanmaya başladı. Şimdi 1 hafta içinde liman kısmen açılacak. 3’üncü çeyrekte de bütün limanı faaliyete geçirmiş oluruz. Şimdi liman faaliyete geçtiğinde çalışacak arkadaşlarımız için konteynerlerden bir yerleşim yapıyoruz.

Kayıp ne kadar olacak?

Bir milyon TEU kapasiteli bir limanımız var. Ve çok hızlı büyüyorduk. Bu olay olmasa bu sene rekor yılımız olacaktı. Ama yine de Türkiye ihracatı güçlü. Bu yıl 750 bin TEU’yu buluruz diyoruz. Kendimize güveniyoruz. Tabii kâr kaybımız var. Ama limanın sigortası olduğu için birtakım hasarlarımızı sigorta ödeyecek.

Barınmayla ilgili başka neler yaptınız?

Depremden sonra hemen Hatay’da valilikle konuştuk. Bize bir yer gösterdiler. 200 konteyneri oraya yerleştirdik. Elektrik, su, her türlü altyapı bağlantısını yaptık. Şu an insanlar yaşamaya başladı. Bunun haricinde bireysel konteyner isteyenler çok oldu. Birçok ile konteyner yolladık. Şimdi Diyarbakır’a 250 konteyner daha veriyoruz. Çanakkale’deki ortaklığımızla Kahramanmaraş’ta bir konteyner kenti bitirdik. Şimdi Adıyaman’da yapıyoruz. Toplamda 4 bin – 4 bin 500 konteyneri buluruz.

Deprem bölgesinde Limak olarak başka hangi yatırımlarınız var?

Biz bölgeyi çok seviyoruz. Zaten yıllardır da bölgede çalışıyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en büyük yatırımcılarından biriyiz. Gaziantep’te içinde çok sayıda konut ve ticari alan barındıran büyük bir imar planı yaptık. AVM’si, okulu, her türlü sosyal donatısı olan bir proje olacak bu. Gaziantep için de yeni bir nefes olacak, değer katacak diye düşünüyoruz. Tunceli, Elazığ sınırında birçok barajımız var. Siirt’te, Diyarbakır’da barajlarımız var. Kilis’te çimento fabrikalarımız var. 

Yeni yatırımlarınız da olacak mı?

Sorumlu işinsanı olarak hareket etmemiz gerekiyor. İnsanların bölgede kalması için bize düşen ekonomik rol ne olacaksa yapmak istiyoruz. Biz büyük bir işvereniz. Büyük işler yapıyor, istihdam yaratıyoruz. Bence bizim faydalı olacağımız nokta da bu. Ve bu burada eğer yatırımlar yaparsak, bunun bölge için de sembolik bir anlamı olacak. ‘Bu bölge terk edilmiş bir bölge değil, insanlar hâlâ burada yatırıma ilgi duyuyorlar’ gibi bir anlamı olacak bunun. Şu anda Erzin’de 100 megavatlık güneş santralı kuruyoruz. Eğer bu deprem felaketi olmasaydı, belki biz bu santralı biraz daha yavaş yapardık ama şimdi izinleri alır almaz başlayacağız. Ayrıca Adana’da da yeni bir yatırımımız var. Limkon meyve suyu fabrikamıza 200 milyonluk yatırımla yeni bir tesis ekliyoruz. Fabrikanın kapasitesi iki katına çıkıyor. O da temmuzda devreye girecek ve 5 bin çifçiye sözleşmeli iş imkânı sağlayacak. Yeni yatırımlar da yapabiliriz. Diğer yandan İskenderun Limanı’nın tekrar faaliyete geçmesi bizim çalışanlarımız için de çok önemli bir moral olacak. Çünkü bir sürü insan başka illere gitmeye çalışıyor. Halbuki burada demografik yapının değişmemesi lazım. Kepapçısının da pastanesinin de yaşaması lazım.

Bölgede ne kadar çalışanınız vardı?

2 bin 300 civarı çalışanımız var. Tabii fabrikalarla, taşeronlarla birlikte herhalde 4 binleri buluyordur. Bizden ekmek yiyenleri düşünürseniz, ortalama bir aile 6 kişi desek, 24 bine ulaşıyor. Onun için çok etkilendik biz bu depremden. İnsanların evlerini, ailelerini kaybetmiş olmalarıbizde derin üzüntü ve sorumluluk duyguları yarattı. Sadece yönetim kısmından bahsetmiyorum; çalışanlarda da, ‘Nasıl yardım edebiliriz’ duygusu oluştu. Herkes bir bütün oldu ve elinden ne geliyorsa yaptı.

HEDEF DEĞİŞTİRMEYİ SEVMEYEN BİR GRUBUZ

Tabii olayın bir de ekonomik boyutu var. İşleriniz ne anlamda etkilendi? 2023 hedefleriniz şaşacak mı?

Biz hedef değiştirmeyi sevmeyen bir grubuz. Bir yandan depremle başa çıkmaya çalışırken bir yandan da yurtdışındaki bütün işlerimiz bir şekilde devam ediyor. 14 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Aslında işlerimizin yüzde 90’ı şu anda yurtdışında. Kuveyt’te, Rusya’da, Üsküp’te, Katar’da, Suudi Arabistan’da, Kosova’da işlerimiz var. Ukrayna’da da şu anda beklemedeyiz. Afrika’da Senegal, Fildişi ve Mozambik’teyiz. Geçen sene iki çok önemli işi bitirdik biz. 1915 Çanakkale Köprüsü ve Yusufeli Barajı. Şimdi de Türkiye’nin en yüksek binası olan işini yapıyoruz. İnşallah o da bu sene bitecek.

BARSELONA STADI AVRUPA’YA GİRİŞ KAPIMIZ

Yakın zamanda ünlü Barcelona Futbol Kulübü’nün maçlarını yaptığı Spotify Camp Nou’nun da yapım işini üstlendiniz. Orada süreç nasıl işledi, teklif onlardan mı geldi?

Gelişmekte olan ya da az geçmiş ülkeler inşaatçının kaderi gibi ama biz de artık Avrupa, Amerika gibi daha gelişmiş ülkelerde faaliyet göstermek istiyorduk. Gördüğümüz artık Avrupa ve Amerika’da da eskimiş bir altyapı var. Biraz daha bu işlere odaklanalım diye düşünüyorduk. Bunun için İngiltere’de bir şirket kurduk. Sonra bu teklif geldi. Spotify Camp Nou gerçekten kapasitesinin artırılması ve yenilenmesi gereken bir stat. Ve kısa sürede yapılmasını istiyorlar. Biz geçmiş işlerimizsayesinde onların istedikleri süreye uyabildik. Birçok firma uyamadı. Şimdi onların bir bono ihracı olacak. Finansmanı da bu şekilde sağlayacaklar. Finansmanı bulduktan sonra da bizim sözleşme devreye girecek. Heyecanla bekliyoruz ve bununla beraber Avrupa’ya adım atmak istiyoruz. Avrupa’da çok ciddi bir konut ihtiyacı var. İnsanlar ev bulamıyor. Metrolar, altyapı, stadyumlar ciddi anlamda eskimiş durumda.

ARTIK BİZ PROJE ARAMIYORUZ İŞ BİZE GELİYOR

Bu iki referans, yani 1915 Çanakkale Köprüsü ve Yusufeli Barajı yurtdışında Limak’a prestij sağladı mı?

Çanakkale dünyanın en uzun açıklıklı köprüsü, Yusufeli de dünyanın en yüksek beşinci barajı. Bu projelerden sonra yurtdışından çok teklif gelmeye başladı. ENR’de bu sene 50’ncisıradayız. Ve artık o devler ligindeyiz. Ve artık firmalar bizim kapımızı çalıyor, ‘Böyle kompleks bir projemiz var. Bunu yapar mısınız, böyle bir işle ilgilenir misiniz’ diye.

AMSTERDAM HAVALİMANI İŞİNİ BEKLİYORUZ

Şu anda Avrupa’da veya Amerika’da beklediğiniz, ‘keşke alsak’ dediğiniz bir proje var mı?

Amsterdam Havalimanı’nın yenilenmesi ihalesi olacaktı. Fakat COVID-19 olunca süreci durdurdular. Sonra da devam ettirmediler. Biz orada yeterlilik alan 4 firmadan biriydik. O proje tekrar gündeme gelecektir. Bunu isteriz mesela. Aslında Avrupa’daki bir sürü havalimanı eski. Bunlarla ilgileniriz. Biz her zaman Doğu Avrupa’yı çok seviyoruz. Bosna Hersek, Saraybosna Havalimanı için bir süreç başlatırsa onu da isteriz.

“Ben bazen gözümü kapatıyorum. Bu bir karabasanmış ve bu rüyadan uyanacakmışız gibi geliyor. Ama Türkiye güçlü bir ülke. Bununla başa çıkarız, çıkmamız gerek. Ben yabancı sermayeden de ümitliyim, yabancı gelecektir. Ülke olarak birkaç sene tabii ki zorlanacağız.

Çalışanlarımız gerçekten hem iyi kalpli hem de çok motiveydi. Şantiyeler boşaldı. Çok fazla kişi kendi isteğiyle arama kurtarma ekiplerine katıldı. 800 kişi Kahramanmaraş, Elbistan, Adıyaman, Hatay, İskenderun’a yayıldı. ‘Tek yürek’ denilen şeyi biz şirkette gerçekten hissettik.

Çok hızlı organize olduk ama bir AFAD değiliz. Arkadaşlarımızın sayısı az. Şimdi hedefimiz şirketlerin hepsinde arama kurtarma faaliyetini yapabilecek ve bu eğitimi tamamlamış ekipleroluşturmak.”

ÇİMENTO SEKTÖRÜNE OLAN DÜŞMANLIĞI ANLAYAMIYORUM

Çimento ihracatının durdurulacağına dair söylemler var. Bölgenin yeniden yapılanması için Türkiye’nin çimento kapasitesi yeterli mi?

Sürekli böyle bir söylenti var. Ben bundan acayip rahatsızım. Yurtdışına çimento ucuza satılıyormuş, yurt içinde pahalıymış. Limak olarak Türkiye çimento ihracatının yüzde 7’sini biz yapıyoruz. Yurtdışına daha ucuz, yurtiçinde daha pahalı gibi bir durum söz konusu değil. Bunu söyleyen insanların neye dayanarak söylediğini de hiç bilmiyorum. Zaten ‘Çimento fiyatları sabit kalacak’ diye açıklama da yapıldı. Ben bu çimento sektörüne olan düşmanlığı anlamıyorum. Şu anda bir ihracat kısıtlaması yok. Serbest piyasa varsa, böyle bir kısıtlama olmamalı diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye kendi ihtiyacını karşılayabilecek durumda. En son taleple kapasite arasında ciddi bir uçurum vardı. 

Siz deprem konutları üretiminde de yer alacak mısınız?

Eğer burada böyle bir ihtiyaç olursa tabii ki yer alırız ama biz bölgede çimento üreticisi olduğumuz için öncelikle bize çimento konusu soruldu. Şu anda çimento olarak destek oluyoruz.

CİRO BU YIL 5 MİLYAR DOLARI BULACAK

Biz hedefleri değiştirmeyi sevmeyen bir grubuz dediniz. Nasıldı bu yıla dair hedefleriniz?

Evet günlük planları bile değiştirmeyi sevmiyoruz. İskenderun’da üç ay kaybettik. Bu üç ayı İnşallah gelecek aylarda kazanırız, kazanamazsak da bir dahaki seneye kalır. Oteller cephesinde biz bu sene yine güçlü bir turizm bekliyoruz. Enerjide tabii bölgede talep düştü ciddi olarak. Ama Türkiye’nin hızlı bir şekilde toparlanacağını ve enerji tüketimlerinin de aynı seviyelere çıkacağını düşünüyorum. İnşaat ayağında da hedefimizde Üsküp’te devam eden karma projemizi tamamlamak, Merkez Bankası’nın inşaat kısmını bitirmek ve yeni inşaat işleri almak var. Biz bu yıl yüzde 7-8 civarında büyürüz, ciro da 5 milyar olur demiştik. Hedefleri koruyoruz.

ANTALYA’DAKİ OTELLERİMİZİ DEPREMZEDELERE AÇTIK

Siz nasıl öğrendiniz depremi? Nasıl aksiyon aldınız?

Şaşkınlık ve korkuyla uyandım. Merkezin Kahramanmaraş olduğunu duyunca ilk anda oradaki barajlarımızı ve çimento fabrikalarımızı düşündüm. Hemen genel müdürleri, bizim ortağımız olan başka santralları aradık, ‘İyiyiz’ dediler. En son aklıma gelen İskenderun Limanı oldu. Genel müdüre ulaştım. İyiydi, can kaybı yoktu ama İskenderun çok vurulmuş. ‘Durum sıkıntılı, elektrik yok’ deyince çok telaşlandık. Anında bir kriz masası kurduk. Böyle zamanlarda ilk aşamada en çok nelere ihtiyaç oluyor baktık. Arama kurtarma çalışmaları için ekipler organize edildi. İnşaat ekipmanlarımızın, uçağımızın gerekebileceğini düşünerek pilotları aradım, ‘Hazır olun’ dedim. O arada kamu kuruluşlarından ‘ne gibi ekipmanlarınız var’ gibi sorular da geldi. Onları da yanıtladık. Diyarbakır’da şantiye bina-larımız vardı, kalmak isteyenlere hemen açtık. Neredeyse bütün şantiyelerimizdeki ekipmanları hızla sevk ettik.

İskenderun’daki arkadaşlarımız evsiz kaldı. Hastası var, çocuğu var, hamilesi var. Onları Ankara’ya getirdik. Çeşitli yerlere yerleştirdik. Antalya’daki otellerimiz hâlâ depremzedeleri ağırlamaya devam ediyor.

EBRU ÖZDEMİR KİMDİR

1991 yılında TED Ankara Koleji’nden, 1995 yılında da Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Ebru Özdemir 1997’de Fordham Üniversitesi’nde Uluslararası Finans ve İş Yönetimi üzerine İşletme yüksek lisansını (MBA) tamamladı. Ebru Özdemir, bünyesinde Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK), Sürdürülebilir Etki Amaçları Etki Hızlandırıcısı, Evin Küçük Mühendisleri, Limak Filarmoni Orkestrası, Gülseren Özdemir Üstün Başarı Bursu, Kuveyt’in Mühendis Kızları (Kuveyt), LAS Academy (Senegal), KEDS Academy ve Limak ASI (Kosova) gibi bir çok ulusal ve uluslararası ‘sosyal yatırımı’ barındıran, Limak Şirketler Grubu’nun etki yatırımlarının kapsamını genişletmek amacıyla 2016 yılında kurulan Limak Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de sürdürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir